3 Kasım 2008 Pazartesi

Türküler

Sabah uykularımızdan türkü sesi ile uyanırdık hafta sonları. Sıcak yataklarımızda dönerdik uyku mahmurluğu ile.Bilirdik babamız mutfaktaydı.Çay konulmuştu ocağın üzerine ve başlamıştı küçük evimizin mütevazi kahvaltısı hazırlanmaya.Mutfaktan patates ve minci kokularına karışık türkü sesleri gelirdi.Ve biz birazdan kahvaltıya çağrılacak olmanın verdiği rahatlıkla, açlığımızın tadını çıkarır, yatağımızda beklerdik.O zamanlar kimse bizden kahvaltı beklemezdi, çocuktuk, bizim için hazırlanırdı kahvaltılar...
O zamandan yerleşmiştir heralde türküler yüreğimize.Babam dinlerken bazı türküleri
" hey gidi günler heyy, bu çok eski bir türküdür" derdi de hayıflanırdı geçen zamana.
Anlayamazdım o zaman eski bir türkünün insana hissettirebileceklerini.
Demek zaman geçecekti, demek ben de gün gelecek başlayacaktım eski bir türkü eşliğinde hayıflanmaya geçen zamana...
Şimdi eski türküler, o günlerden tatlar, kokular, anlar, duygular eşliğinde çalar oldu kapımı...Ve ben hep arar oldum eskilerden daha eski türküleri, türkülerden çok yanında getireceklerinin hasreti ile...
Şimdi o yaz gününde, sararmış eğrelti otlarının arasında, annem, babam, ben ve kardeşim olsak...Üstümde o günkü gök, o günkü güneş, aynı bulutlar olsa...ben o günkü ben olsam... Yine o türküyü söylese kardeşim.Yine gülümsesem gururla "ne güzel söylüyor" diye geçirerek içimden...

2 yorum:

şurimşine dedi ki...

o pazarlar hiç bitmeyecek gibiydi değilmi?Sanki hep annemden isteyecektim çayı ve ekmeği babam dilimleyecekti özenle, küçük küçük.Sağımda sen oturacaktın, tam karşımdada babam belki yada annem.8 kişilik masamıza sığacaktık hep...

Tuana dedi ki...

Türküler, küçücük bir ilkokul öğrencisiyken Sivasta oturdugumuz dönem aşık oldum onlara.
Babamın her sabah traş olurken söyledikleriyle daha bir tutuldum.
Türküler, bana en derin şeyleri hissettirenler...